Necessity and Prohibition (Gereklilik ve Yasak)

By | January 24, 2011

necessity
Neccessity: Must, Have to, Have got to ( Zorundayım)
Students must study hard in order to exam. ( Öğrenciler sınava sıkı çalışmak zorunda.)
Students have to study hard in order to exam. ( Öğrenciler sınava sıkı çalışmak zorunda.)
Students have got to study hard in order to exam. ( Öğrenciler sınava sıkı çalışmak zorunda.)

Have to “ nun soru biçimi DO kullanılarak yapılır.

Do you have to study hard in order to exam?
( Sınavı geçmek için sıkı çalışmak zorunda değil misin?)

Must, Have to, Have got to “ nun soru biçimi kendileri özenin önüne geçerler.

Must you leave now?
Have you got to leave now?

Bu yapıların olumsuz soru biçimleri: “don’t have to” , “don’t need to” , “ needn’t ”

-Must a student study for a day?
-It depens on the student. Some student don’t have to study so much.
-It depens on the student. Some student don’t need to study so much.
-It depens on the student. Some student need’t to study so much.

NOT: Mustn’t olumsuzu olarak ilk akla gelen mustn’t tır. Ancak mustn’t zorunluluğu ortadan kaldıran değil, yasak getiren bir yapıdır.

-Must I stay in bed for a swift recovery? ( Çabuk iyileşmek için yatmak zorunda mıyım?)

No, you / don’t have to
No, you / needn’t
No, you / don’t need to

Have got to “ nun olumsuz biçimi ise “ haven’t got to “ dur.
Have you got to meet your friend at the bus stop?
-No, I haven’t got to meet him. He knows the way.

MUST, HAVE TO, HAVE GOT TO “ past biçimi; “ HAD TO “ olarak kullanılır.

-When I was a child.There weren’t so many toys. We had to make our own towns.
(Ben çocuk iken, Çok oyuncağım yoktu. Biz kendi oyuncağımızı kendimiz yapmak zorundaydık.)

-Did you have to get up early last year? ( Geçen sene erken kalkmak zorundamıydın?)
-No, classes started at noon last year, So I didn’t have to get up early.
(Geçen sene bu at okul başlamadı, o yüzden erken kalkmak zorunda değildim.)
Must Present ya da future dışında başka bir kullanımı yoktur. Have to kalıbını diğer tenseler ile kullanabiliriz.

I have to study now.(Present Tense)
I will have to study hard next year. (Future Tense)
I had to study hard last year. (Past Tense)
I have had to study hard for a long time (Present Prefect Tense)
I had had to stduy very hard for some time. When I become ill. ( Past Perfect Tense)

MUST ve HAVE TO nun KULLANIMI:

Must ve Have to her ikiside gereklilik, zorunluluk bildirmesine karşı must daha çok konuşmacının kendi içinde gelen zorunluluğu, Have to ise dış etkenlerden kaynaklanan zorunluluğu anlatır. Günlük yaşamda bu ayrımı zordur. Kişi kendi içinde mi hissediyor, bazı koşullar mı onu bunu yapmaya zorluyor, ancak bu ayrımı tek tek cümleler ile ayıramayız. Konuşmanın içerisinde net kazanır.

– I must pass the university exam. I have no other choice. If I can’t pass it, I won’t get a good career and I will be unhappy.
( Üniversite sınavını geçmem zorundayım. Başka seçeneğim yok. Eğer sınavı geçemez isem iyi bir kariyer sahibi olamayacağım ve mutsuz olacağım (Burada kişiye bağlı) .)

– I have to pass the unversity exam. My parents have spent so much money on me. If not, I will make them unhappy.
(Üniversite sınavı geçmek zorundayım. Ailem benim için çok para harcadı. Eğer yapamaz isem, onları üzeceğim ( Diğer kişilere bağlı). )

– “ Must “ konuşmacının kendi otoritesini ifade eder iken de kullanılır.

A doctor to his patinet ( Doktor hastasına der ki)

Doctor: You must stop smoking. Your lungs are getting worse. (Sigara içmeyi bırakmak zorundasın. Akçiğerlerin kötüye gidiyor.)

The Patinent: I have to stop smoking. The doctor says my lungs are getting worse. ( Sigara içmeyi bırakmalıyım. Doktorun dediğine göre Akçiğerlerim durumu kötüye gidiyor.)

Have got to : Konuşma dilinde kullanılan bir yapıdır. Yazı dilinde pek kullanılmaz. Aynı zamanda bir kerelik zorundalıklarda have got to u kullanılırız.

Prohibition: ( Yasak)

-Mustn’t :
a-) Yasaklama ifade eder.
You mustn’t across the street, when the light is red. ( Trafik lambası kırmızı iken karşıdan karşıya geçemezsin.
You mustn’t speak loudly in a hospital. ( Hastane içinde yüksek sesle konuşamazsın.)
b-) Çok güçlü bir öğüt ifade eder.
You mustn’t work so hard. You will be ill.

Lack of Necessity in the past ( Geçmişte gerekliğin olmaması)

Zorunluluğu ya da gerekliliği ortadan kaldıran yapılar arasında ( don’t need to, needn’t, don’t have to) arasında anlam present (şimdiki zaman) ve future ( Gelecek zaman) kullanılır. Ama bu yapılan past biçimleri olan ( didn’t have to, didn’t need to, needn’t have done) farklı anlamları ifade eder.

*DIDN’T NEED TO ve DIDN’T HAVE TO (geçmişte şunu yapmayan gerek yoktu yapmadım anlamı vardır.)

She didn’t have to go shopping after work. Her husband had already done the shopping.
She didn’t need to go shopping after work. Her husband had already done the shopping.

(İşten sonra alış verişe gitmeme gerek yoktu. Eşim alışverişi yaptı.)

*NEEDN’T HAVE DONE (done=fiilin üçüncü hali) : Yapmama gerek yoktu ama yaptım.
There is plenty of food at home. You needn’t have gone shooping.
(Evde çok yiyecek var. Alışverişe gitmene gerek yoktu.)

You needn’t have washed the dishes by hand. I was going to put them in the diswasher.
(Bulaşıkları elde yıkanama gerek yoktu. Ben onları bulaşık makinasına koyuyorumdum.)

Sayfayi Pdf olarak indir